|


ÇOCUKLARDA
ROTAVİRÜS İSHALİ
Mehtap; İbrahim
Bey bu aralar rotavirus ishali salgını varmış bununla ilgili bilgi
verebilir misiniz?
Dr. Çelik:
Evet, bu doğru her kış olduğu gibi bu kış da rotavirus
gastroenteriti denen, ateş kusma ve ishalle seyreden bir hastalık
salgın halde görülmektedir. Bu ishal mikrobu klasik ishal yapan
etkenlerden farklı olarak suyla ya da yiyecekler yoluyla değil
elden ele ya da ortak kullanıma ait eşya ve oyuncaklar ile veya
yakın temas yoluyla insandan insana geçmektedir. Aslında 5 yaşına
kadar %85 çocuk bu mikrop ile bir şekilde karşılaşıp bağışık hale
gelmektedir. Bazıları hastaneye yatacak kadar ağır bir hastalık
tablosu sergilereken çoğu çocuk bunu ayakta çok hafif
beliritilerle atlatmaktadır. Öyleki çoğu anne babanın “ayağını
üşüttü ishal oldu, midesini üşüttü kustu”, ya da “akşam yediği
balık dokundu kustu” diye tanımladıkları olay gerçekte ayakta
geçirilen bir hafif seyirli rotavirus enfeksiyonundan başka bir
şey değildir.
Mehtap: Çok
ilginç, yani siz şimdi kusma ve ishalin üşütmekle alakası yok mu
diyorsunuz?
Dr.
Çelik: Mehtap sana çok ilginç bir bilgi
notu vereyim bunu yakınlarda okudum. Bir araştıma şirketi Türkler
en çok neden korkar diye bir anket yapmış sonuç ne çıkmış
biliyormusunuz? ÜŞÜTMEK ,Türkler en çok üşütmekten korkuyormuş. Bu
korkunun kaynağı tam olarak nedir bilmiyorum ama dilimizdeki
üşütmek ile ilgili deyimlerden bazılarınından ilk aklıma gelenleri
hemen sıralayıvereyim. Soğuk algınlığı, mideyi üşütmek,
ciğerlerini üşütmek , kulaklarını üşütmek, boğazını üşütmek ,
böbreklerini üşütmek, idrar yollarını üşütmek, karnını üşütmek ve
hatta kafayı üşütmek ! Hadi diğerlerini bir dereceye kadar
anlayabiliyorum da, başını üşüten bir insan nasıl şizofreni
hastası olabiliyor çok ilginc doğrusu J
Her neyse konuyu
dağıtmayalım midenizi ya da ayaklarınız üşütmekle ishal ya da
kusma hastalığına yakalanmazsınız. Olan sadece şudur düşük
sıcaklıklarda bağırsak hareketliliğinde biraz artış olur bu da
karın ağrısı ya da kramp şeklinde hissedilir. Ama bu durum
çoğunlukla ishal ya da kusma ile sonuçlanmaz.
Mehtap: Peki bu
yani o zaman bizi soğuk ya da yediğimiz yiyecekler değil bu rota
denen virus mu hasta yapıyor?
Dr. Çelik:
Evet genellikle, ama elbette besin zehirlenmesi diye de bir olgu
var. Ancak bunun koşulları biraz daha farklıdır. Bunun ayırımını
ilgili doktor yapar, ben kusma ve ishalin altında illa bir besin
zehirlenmesi yatmadığını vurgulamaya çalısıyorum.
Mehtap: Peki bu
rotavirus nasıl tedavi edilir?
Dr. Çelik:
Rotavirus çok kolay bulaşan ve etrafta haftalarca canlı olarak
kalabilen bir virus olmasına karşın, tifo, dizanteri mikropları
gibi vücutta yayılıcı ya da salgıladığı toksinler ile kişiyi ölüme
götürebilecek çapta bir mikrop değildir. Günümüz çağdaş tıp
imkanları ile rotavirus den ölüm pek nadir olmaktadır. Rota virüs
asıl zararı vücutta su ve mineral kaybı yoluyla indirekt olarak
yapmaktadır. Dolayısıyla vücudun su ve mineral kayıpları
karşılandığı sürece rotavirus den kimse ölmez.
Mehtap: Peki ama
etrafımda duyuyorum bir çok çocuk, rotavirus nedeniyle hastanede
günlerce yatıp serum, ilaç, antibiyotik vs uygulanıyormuş.
Dr. Çelik: Bu
dediğiniz doğru ancak bu ya ailelerin ya da doktorların bu süreci
yanlış yönetmelerinden kaynaklanmaktadır.
Öncelikle ailelerin
temel yanlışı şu olmakta, kusan bir çocuk ısrarla beslenmeye
çalışılmakta, hele kilo takıntısı olup gramları sayan anneler,
aman çocuğum kilo kaybecek paniği ile sürekli çocuğun ağzına bir
şeyler tıkıştırmaya çalışmaktadırlar. Zaten virus nedeniyle
sindirim fonksiyonu bozulmuş mide, tam dinlenmeye ihtiyaç
duyarken zorla çalışmaya zorlanması kusmayı ve dolayısıyla su
kaybını artırmaktadır. Ortalama bir bebek günde 7- 8 kere kusarsa
vücutta önemli oranda su kaybı gerçekleşebilir.
Doktorların en büyük
yanlışı ise bir iki kere kusan ya da ishale çıkan ama çocukda
hiçbir sıvı kaybı belirtisi bulunmayan hastaları hemen yatırıp
serum takmalarıdır.
Mehtap: Aileler
kusan yada ishal olan çocuklarını evde nasıl bakmalılar?
Dr. Çelik: En
önemli konu da bu zaten, madem ki bu virus adamı öldürmüyor ozaman
nasıl yapalım da vücut su kaybetmeden bu hastalıkdan kurtulalım.
Bu işin püf noktası şudur ;azar azar fakat sık sık içirmek.
Aileler bana geldiklerinde ilk söyledikleri şu oluyor “su içse
kusuyor”. Bu doğru, su kaybı olan bir çocuğa bir bardak su
verirseniz nefes almadan suyu içer bitirdikten 10 dk sonra da
hepsini çıkarır. Çünkü çocuğun midesi hastalık nedeniyle aşırı
yükü kaldıracak durumda değildir. Bir bardak suyu ona 1dk da değil
belki bir saatde yudum yudum içirmek gerekir. Tabi sadece su iyi
bir tercih değildir çünkü kayıpların tamamını karşılamaz.
Kusan bir çocuğa
verilebilecek ideal içecekler şunlar olabilir.
-
havuç ya da şeftali
suyu
-
haşlanmış lapası
alımış pirinç suyu
-
açık çay
-
az tuzlu az
yoğurtlu ev yapımı ayran
-
gazı alınmıs soda
-
sporcu içecekleri
(izostar, poweraid gibi).
Özellikle bu enerji
sporcu içecekleri dengeli mineral içerikleri ve ishali artırmayan
şekerli bileşimleri ile bu tip rahatsızlığı olan çocuklar için
ideal sıvılardır. Ancak aileler nedense pek sıcak bakmıyorlar.
Çocuğa 1 bardak poweraid içireceğine hastaneye yatırıp serum
taktırmak “daha doğal” geliyor. Her ne içerse içsin, çocuk içtiği
her sıvıyı likor kadehi büyüklüğünde ve asgari 15 dk arayla
içmelidir. Bu esnada çocuk kaç kere kusarsa da sorun değildir
sıvı vermeye devam etmelidir. Ancak her verilen sıvıyı çıkarıyorsa
ve bu 7-8 i bulduysa o zaman daha fazla ısrar etmenin anlamı
yoktur hastaneye götürüp serum taktırmak gereklidir.
Rotavirus
gastroenteritlerinde doktorların temel yanlışı ise serum
tedavisine çok fazla müracat edilmesidir. Hiç bir sıvı kaybı
belirtisi olmayan bir kaç kere kusup ishale çıkan, rahatlıkla ağız
yolundan sıvı alabilecek çocuklar boş yere yatırılıp serum
tedavisi uygulanmaktadır. Bir diğer yanlış uygulama da hastalığın
henüz başlangıç safhasında yüksek ateş ve kusmanın ön planda
olduğu henüz ishalin görülmediği evrede ( ki bu aşamada tanı
koymak çok zordur) muayene edilen çocuğa boğazı kızarık, kulağı
kızarık denerek antibiyotik başlanmasıdır. Hele bir de kan
tahlili yapılıp lokosit sayısı yüksek bulunursa ( ki su kaybı
nedeniyle hemen her zaman reaktif bir lokosit yükselmesi
görülebilir) kanda mikrop var denilip çok geniş spektrumlu
injektable antibyotikler başlanmasıdır. ROTA, BİR VIRUS
İNFEKSİYONUDUR HİÇ BİR ANTİBİYOTİK ETKİLİ DEĞİLDİR.
Mehtap: Galiba
artık aşısı da varmıs bu hastalığın
Dr. Çelik:
Evet yakın zamanda ülkemizde de ruhsatlanıp kullanıma giren
rotavirus aşıları mevcut. 2 -6 ay arası bebeklere yapılan bu
aşılar sayesinde artık rotavirus sorun olmaktan cıkacak. Biraz
pahalı olması en büyük handikapı olan bu aşıları ben de rutin
uygulamaya sokmuş bulunmaktayım
Not: Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Uzmanı Dr. İbrahim Çelik'e ulaşmak isterseniz;
Bakırköy Acıbadem Hst: 414 44 44
©
Kumhavuzu'nda yayımlanan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim
Çelik'e ait yazıların kendisinden izin alınmadan kısmen ya da
tamamen yayımlanması, çoğaltılması ve kullanılması telif hakları
yasası gereğince yasaktır.
Yazılar Kumhavuzu'ndan dışarı çıkarılamaz, Kumhavuzu'na link
verilebilir.
> Çocuk Hastalıkları
Uzmanı Dr.İbrahim Çelik'in
yazıları
> Uzm.Jinekolog
Yüksel Koçak'ın yazıları
|